HoŞ GeLdiNiZ :))

İKİ GEZGİN MELEĞİN HİKAYESİ

İki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir
ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla,meleklere
yatacak yer olarak koca malikanenin konuk odalarından birini vermek
yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş. Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir delik görmüş ve
kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin
nedenini sorunca, Yaşlı Melek hafifçe gülümsemiş:
Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir...
Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha
kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını
çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları
için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda,melekler zavallı karı kocayı gözyaşları
içinde bulmuşlar: Yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç Melek bu sefer iyice öfkelenerek Yaşlı Meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin ?! O varlıklı kaba adamın herşeyi
vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin
ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu;buna rağmen onu bile
paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!? Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
O zengin malikanenin bodrumunda kaldıgımız gece, duvardaki
deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu farkettim. Malikanenin
sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben
de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve
devam etmiş:
Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken,
Ölüm Meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm.
Ben de onun yerine Ölüm Meleğine ineği verdim.
Yaşlı Melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
Bazen, işler istediğimiz gibi sonuçlanmadığında, aslında bizim de
başımıza gelen tam da budur işte. Eğer inanıyorsanız, yapmanız gereken şey sadece, her sonucun her zaman sizin lehinize olduğuna güvenmektir.
Bunun böyle olduğunu, ancak belirli bir zaman sonra öğrenebilecek olsanız bile Bazı insanlar, Hayatımıza girerler Ve çabucak çıkarlar..
Bazıları ise, Dostumuz olur Ve bir süre orada kalırlar..Yüreklerimizde O güzel ayak izlerini bırakarak..
Ve bu, İyi bir dost kazandığımız için,
Bir daha asla Eskisi gibi olmayacağız demektir!
Dün, tarih oldu.
Yarın, bir gizemdir.
Bugün ise bir armağan.
Bu yüzden İngilizcede present, hem şu an hem de armağan anlamına gelir!
Bence bu çok özel bir şey ..... her anı doyasıya yaşayın ve tadını
çıkarmaya bakın ... Hayat, bir kostümlü prova değildir!
Bil ki tam şu anda
birisi seni düşünüyor.
birisi sana değer veriyor.
birisi seni özlüyor.
birisi seninle olmak istiyor.
birisi senin başının belada olmadığını umuyor.
birisi ona verdiğin destek için sana minnettar.
birisi elini tutmak istiyor.
Birisi senin adına herşeyin iyi sonuçlanmasını ümit ediyor.
birisi senin mutlu olmanı istiyor.
birisi senin onu bulmanı diliyor.
birisi senin başarılarını kutluyor.
birisi sana bir armağan vermek istiyor.
birisi SENİN bir armağan olduğunu düşünüyor.
birisi seni seviyor.
birisi senin gücüne hayranlık duyuyor.
birisi seni düşünüyor ve gülümsüyor.
birisi üzerinde ağladığın omuzun kendi omzu olmasını istiyor.

BİRİSİNİN, SENİN BU MESAJI ONA GÖNDERMENE İHTİYACI VAR.
Kimseden umutlarını almayın. Sahip olduğu tek şey bu olabilir

İŞTE DEVLET ADAMI

İŞTE DEVLET ADAMI. ONDAN SONRA BÖYLE BİR DEVLET ADAMI GELMEDİGİ İÇİN SÜRÜNÜYORUZ.

Atatürk'ün başyaveri Salih Bozok anlatıyor :

Baskumandan, dusmandan kurtardigi Izmir'de gecirecegi ilk geceyi yasiyordu.

Mustafa Kemal Pasa İzmir'de ilk gecesini calisarak gecirdi. Zengin bir sofra hazirlandigi halde ufak tefekle karnini doyurdu ve gec vakitlere kadar calisti.

Ertesi sabah erkenden uyandik. Hafif bir kahvaltidan sonra vilayet konagina gittik. Vali, Ingiliz konsolosu ile konusuyordu. Biz gelince vali ayaga kalkti ve konsolos ile Mustafa Kemal Pasa'yi tanistirdi. Konsolos iyi Turkce biliyordu.

Pasa valiye sordu:
-'Konu nedir ?'

Vali anlatti:
-'Sayin konsolos, ingiliz tebasi vatandaslarla rum ve ermeni azinligin guven altinda olup olmadigindan  endiseleniyorlar. Ben kendilerine herkesin guven altinda oldugunu bildirdim'.
Mustafa Kemal Pasa konsolosun turkce bildigini biliyordu, buna ragmen kendisine valiyi muhatap aldi:
- 'Ee, peki daha ne istiyormus ?'

Bu soruya konsolos turkce cevap verdi:
-'Tebamiz icin hukumetinizden yazili teminat istiyorum !'

Pasa:
-'Ne yani, Yunanlilar zamaninda siz  tebanizi daha emniyette mi goruyordunuz? '

Konsolos, kasilarak:
-'Evet' dedi, 'Yunanlilar buradayken tebamizi daha emniyette goruyorduk.'

-'Oyleyse buyrun, tebanizla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim !'

Konsolos sinirlenerek sesini yukseltti:
-'Yani majestelerimin hukumetine savas mi aciyorsunuz ?'

Pasa:
-'Siz kiminle neyi konustugunuzu biliyor musunuz ? Ben Millet Meclisinin baskani ve Turk ordulari baskomutaniyim. Savas acmaya da baris yapmaya da tam yetkiliyim. Peki siz kimsiniz ?! Hukumetiniz adina savas ve baris gorusmeleri yapmaya yetkili misiniz ? Boyle bir yetkiniz varsa goruselim. Yoksa (eliyle kapiyi gosterdi) buyurunuz disariya, efendim !..'

Konsolos, Mustafa Kemal Pasa'nin son sozleri uzerine sapsari kesildi ve tek bir kelime soylemeden kapidan cikti gitti.

Mustafa Kemal Pasa, adamın arkasindan valiye dondu:
-'Bunlara yuz vermeyin vali bey! Bir donanma onunde pisacak, bir blof karsisinda yelkenleri suya indirecek bir devletcik saniyorlar bizi! Kustahlik derecesine bakin, bana 'savas mi aciyorsunuz ?' diye soruyor. Barut kokan bir odada adamin sordugu seye bak !..  Savas halinde degiliz sanki !'

Birkac saat sonra, Ingiliz donanmasi komutani hukumet konaginin kapisindan girerek Mustafa Kemal Pasa'nin odasina yoneldi. Nazik fakat ofkeli bir hali vardi. Rusen Esref kendisine ne istedigini sordu.

-'Baskomutan Mustafa Kemal Pasa ile gorusmek istiyorum !..'

Birlikte odaya girdiler, kapi kapandi.

Amiral:
-'Cok guc kosullar altinda bir savas kazandiniz, sizi asker olarak ictenlikle kutlarim. Canakkale'deki basarinizi rastlantiya borclu
olmadiginiz kanitlandi boylece. Buyuk bir askerle tanistigim icin memnunum.' diyerek ovguler yagdirmaya basladi.

Pasa, bikkin bir ifadeyle:

-'Bunlari gecin amiral. Cok isimiz var. Asil konuya gelin' dedi.. Amiral bu tavir karsisinda bocalayarak konuya girdi:
-'Izmir'de tebamiz ve sizin azinliklariniz ermeniler, rumlar var. Yeni askeri yonetim altinda bu insanlarin statusu nedir? Guvende midirler ?..'

-'Hic kuskunuz olmasin amiral. Tebaniz ve azinliklar hukumetimizin korumasi altindadir. Suc islemeyenler, kendilerini guvende sayabilirler'

-'Peki suc isleyenler ?'

-'Suc isleyenler sayin amiral, muhtemelen sizin ulkenizde de oldugu gibi, adaletin huzuruna cikar. Suclu olanlar, cezalarini cekerler.'

-'Fakat Pasa Hazretleri, fevkalade gunler gecirdik. Yunan ordusundan cesaret alan rumlar simariklik yapmis olabilir. Bugun bu insanlar yerli halkin dusmanligi ile yuz yuzedirler. Ermenilerin biliyorsunuz buyuk bir bolumu goce zorlandi ve onemli bir bolumu hayatlarini kaybetti. Bu ruh haliyle Yunan ordusu ile isbirligi yapmis, bazi Turklere zor gunler gecirtmis olabilirler. Bunlar, fevkalade gunlerin olaylaridir, bagislanmasi, hos gorulmesi gerekir. Eger bu kisiler halkin husumetine birakilacak olursa, butun dunya aleyhinize kiyameti koparir !..'

Son cumleye kadar amirali sakince dinleyen Mustfa Kemal Pasa, 'dunyanin koparacagi gurultu' ile tehdit edilince amiralin sozunu kesti:

-'Ustunluk pozunuzu derhal bir kenara koyunuz amiral ! Milletleri tehdit etmekten de vazgeciniz. Ingiltere ve muttefiklerinin kiyamet koparip koparmayacagini dusunmem bile! Bunlar memleketin dahili isleridir ve de sizin bu islere karismaniza musaade etmem. Majestelerinin devleti bizim azinliklarla ugrasmaktan vazgecsin. Kim ki bize saygi beslemez, bizden de saygi beklemeye hakki olmaz'

Amiralin yuzu bembeyaz oldu:
-'Ingiliz hukumetinin tebasini her yerde koruma hakki devletler hukuku teminati altindadir. Avrupa devletleriyle birlikte arkaladigimiz rum ve ermenilerin guven icinde bulundurulmasini sadece rica ettik. Yoksa biz bu guvenligi saglayacak gucteyiz...'

Pasa:
-'Arkaladiginiz Yunan ordusunun denizde yuzen cesetlerini herhalde gormus olmalisiniz. Ordumuz asayisi saglamistir. Izmir limanini donanmaniza kapatiyorum. Isterseniz, tebanizi  gemilerinize doldurabilirsiniz. Donanmanizin en kisa zamanda limani terk etmesini istiyorum !'

Sert sozler karsisinda amiral ne yapacagini sasirdi:
-'Ingiltere' ye savas mi aciyorsunuz ?'

Pasa:
-'Savas acmak mi ? Siz yoksa Sevr antlasmasinin halen yururlukte oldugunu mu saniyorsunuz? Biz onu coktan yirtip attik bile. Karsimda serbestce oturusunuzu, sizi konuk saymama borclusunuz ! Fakat nezaketimizi kotuye kullanmaniza musaade edemem. Su anda hukuken 'baris antlasmasi yapmamis' iki devletiz. Savas hukuku halen yururluktedir. Gemilerinizi derhal
karasularimizdan cekmenizi size tekrar ve son defa ihtar ediyorum !...'

Bir balmumu heykeline dondu amiral...

Sert adimlarla girdigi Mustafa Kemal Pasa'nin odasinda oturdugu sandalyede kuculdukce kuculdu ve sonunda kekeleyerek: '- Affedersiniz !' dedi, yerlere kadar egilerek geri geri kapiya gidip disari cikti.

Olay kisa sure icinde sehirde duyuldu...

Ingiliz ve Fransizlar kendi uyruklarini gemilere bindirmeye basladilar.

Birkac saat sonra da sessizce cekilip gittiler.

:)))))

İlk yemeğe çıkışımızda cep telefonu çaldı. Elini çantasına attı. Kurcaladı, kurcaladı. Telefon uzun uzun çalmaya devam ediyordu. Bir türlü bulamadı. Sonra o güzel cümle döküldü dudaklarından: 'Evde mi bıraktım acaba?' İşte o an aradığım kız bu dedim.
------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---------

Pişmanlık
Bilinçli tüketim, bilinçli üretimle olur 18.000 YTL kredi kartı borcum olduğunu öğrenen babamın ilk tepkisi; 'Keşke korunsaydım'

------------ --------- --------- --------- ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---------

Altıncı his
6. His filmini izledin mi dedim. Hayır ama çok övdüler dedi.
Bende filmin CD'si var, istersen vereyim izle, ben de
çok beğendim dedim. Şimdi izlersem bir şey anlamam, ilk 5 tanesini izlemem lazım önce dedi. Sustum.Gülmedim bile. Artık görüşmüyoruz.

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ----

Öncelik
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının 'benden önce biriyle oldun mu?' sorusuna, 'buraya gelmeden önce mi?' cevabını vererek
evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın ol duğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı?

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---

Suyu ısıt


Geçenlerde köyde komşunun evinin önünden geçiyordum.
Yaşlı amca hanımına şöyle dedi: 'Hanım suyu ısıt;olursa olur olmazsa çay demleriz.' Hala gülmekteyim.

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---------
-----
Maalesef Kaybettik
Aniden fenalaşan annelerini apar topar hastanenin acil servisine taşıyan, ancak yarım saat sonra doktorun 'maalesef annenizi kaybettik'demesiyle annelerinin öldüğ ünü öğrenemeyen(!) bunun yerine 'ulan nasıl kaybedersiniz koca kadını daha demin buradaydı!' deyip doktorubir güzel döven komşularım var duyurulur...

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- -

Ramazan geldi
Her zaman canım, aşkım diyen kocacığım Ramazan geleli beri,orucu bozulmasın diye bana 'kanka' diyor ya..

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ------

Danger
Önümüzde ilerleyen tankerin üzerindeki 'DANGER' yazısını görüp de 'Allah'ın akıllısı, tanker yazacağına danger yazmış' diyen ve arkasından
kahkahalarla gülen teyzemi nerelere göndersem acaba?

------------ --------- --------- --------- --------- --------- -------- --------- --------- --------- --------- -------

Kıbleye çevirin
Bu zamana kadar hiçbir şeyi alkışlatamamıştım kısmet bugüneymiş. Lütfen o büyük alkışlarınız pilota 'Uçağı kıbleye çevirin, namaz kılacağım' diyen gurbetçi vatandaşımıza gelsin. Haberi gördüğümde ben öyle yaptım da.

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---

Efendi Çocuklar
Lütfen bir alkış da benim anneme zira kendisi geçen gün televizyonda zap yaparken, Aydın ve Fatih Ürek'i görünce, 'Ben bunları çok
severim, mankenlerle falan dedikoduları çıkmıyor,terbiyeli çocuklar' dedi
.
------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- -----

Bizim oradaki Carrefour´un ilk açıldığı zamanlar. Mağazada anlık indirim duyurularını anons eden kişi şöyle dedi:
'Pantolonları indirdik, orta reyonda sizleri bekliyoruz.'

------------ --------- --------- --------- --------- -------- ------------ --------- --------- --------- --------- --------- ---

Lise yıllarında Milli Güvenlik dersinde hocamız olan subay, sınıfın
güzel kızlarından birini kaldırmış ve ondan subay rütbelerini
küçükten büyüğe doğru saymasını istemişti. Sıralamayı aynen yazıyorum:
'Teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı ve albaşı
.'
------------ --------- --------- -------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ----

Geçenlerde gittiğim düğünde takılan paraları anons eden şahıs aynen şöyle dedi:
'Gelin hanım köşede, isteyen takabilir.'

------------ --------- --- ------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --

Arkadaşımın sevgilisi komiser. Geçenlerde ikisi arabada sohbet ederlerken;
- 'Bilmem kaç merkez, yolda üç tane or..pu var Tamam' diye bir telsiz
anonsu gelmiş.
Erkek arkadaşı çok utanmış ve hemen telsize sarılıp telsizin diğer
ucundaki memura;
- 'Bu ne biçim anons, malum kadın deyin biz anlarız' diye fırça atmış.
On dakika sonra gelen telsiz anonsu ikisini de kahkaha krizine sokmuş.
- 'Komiserim malum kadınlar or..pu degilmiş Tamam'

------------ --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- --------- ---------

Bir arkadaşımla balık almaya gittiğimizde, arkadaşım kovanın içinde yüzüp çırpınan balıkl ara bakıp;
- 'Bunlar taze mi?' diye sormuştu.
Balıkçı da cevabı hemen yapıştırdı:
- 'Yok abla, pil takıp oynatıyoruz'

CaNIm ArKDaŞLaRıM‏

Annem 'Kız arkadaşlarını unutma' diye tavsiyede bulunmuştu..
'Yaşın ilerledikçe senin için daha önemli olacaklar,
kocanı-çocukları
nı ne kadar çok seversen sev, yine de kız arkadaşlarına ihtiyaç
duyacaksın..
Onlarla bir yerlere gitmeyi ihmal etme..
Onlara vakit ayır ve kız arkadaşlarını daima hatırla..
Onlar sadece arkadaşların değil..
Senin kardeşlerin, kızların...' demişti..
'Ne kadar komik bir öğüt. Daha yeni evlenmedim mi ?
Artik ben evli bir
kadınım. Kız arkadaşlarına ihtiyaç duyan bir genç kız
değilim ki. Bundan sonra kocama hayatimi adamak, yapacağım tek şey olacak'
diye düşünmüştüm..
Ama yıllar geçtikçe, çocuk olsa da ya da olmadıkça, kocalardan
boşandıkça , sevgililerin biri gidip diğeri geldikçe, annemin
dediklerinin ne anlama geldiğini çok iyi anladım..
Zaman geçiyor..
Hayat akıyor..
Mesafe ayırıyor..
Ask büyüyor.. Sonra azalıyor..
Kalpler kırılıyor..
kocalar evde bir yerde duruyor..
Veya evlilikler mahkemede son buluyor..
sevgililer değişip duruyor..
Erkekler arayacaklarını söyleyip, aramıyor..
İsler geliyor ve gidiyor..
Ebeveynler ölüp gidiyor..
Komsular değişiyor..
Ama kız arkadaşlar hep oradalar...
Siz onları bırakmadığınız sürece..
Geçen yıllar ve arada kaç km. mesafe olduğu hiç önemli değil..
Bir kız arkadaş, hiçbir zaman ona ihtiyaç duyduğumuzdan
daha uzak değil..Hayatiniz içinde, öyle ya da böyle, yakin ya da uzak..
Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun?
  Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar.

  Buna rağmen aslabirbirlerini görmezler.
  Arkadaşlık bunun gibi olmalı.
  Arkadaşsız hayat cehennem gibidir. 


KADIN BEYNI


Agir bir hasta hastahanede. Tüm ailesi bekleme odasinda doktorlardan haber bekliyor. Yorgun ve umutsuz bakisli bir doktor çikiyor 'Tek yasam sansi var oda beyin nakli. Böyle bir ameliyati ilk olarak deneyecegiz, tabi masraflar hastanin ailesine ait.'Aile, saskin, yorgun, çaresiz... Aralarindan biri 'Peki 
ama fiyat nedir?' diyor. Degisir diyor cerrah. 'erkek beyni kullanirsak 5000 Euro , kadin beyni kullanirsak 200 euro' Uzun bir sessizlik çökuyor Beyler gülmemeye çalisiyorlar. 
Hanimlarla gözgöze gelmekten kaçiyorlar. Ama aralarindan biri merakini yenemez ve sorar, 'peki doktor bu fiyat farkinin nedeni nedir?.' Cerrah gülümser.'Eh tabi beyin de, ayni arabalar gibi' der, 'kadin beyinleri ucuz oluyor cunku akillarini çok kullandiklari için.. Kullanilmis akil, kullanilmis beyin. Erkek beyni hiç kullanilmamis, sifir km arabalar  gibi pahali oluyor.'